AYT’de Bildiğim Soruları Neden Yapamıyorum?
Editör Notu
AYT öğrencilerinden sık duyulan cümlelerden biri şudur:
“Hocam, aslında konuyu biliyorum ama soruyu yapamıyorum.”
Öğrenci derste anlatılanları anlar.
Formülleri bilir.
Konu testlerinde başarılıdır.
Çözümü gördüğünde:
“Ben bunu biliyordum.”
der.
Fakat aynı bilgi farklı biçimde sorulduğunda çözüm yolunu oluşturamaz.
Bu durum öğrencinin hiç öğrenmediğini göstermez.
Ancak önemli bir ayrımı ortaya çıkarır:
Bir bilgiyi bilmek ile o bilgiyi gerektiği anda kullanabilmek aynı beceri değildir.
AYT gibi öğrenciden bilgileri ilişkilendirmesini ve problem içerisinde kullanmasını isteyen bir sınavda bu fark belirleyici olabilir.
“Biliyorum” Derken Neyi Kastediyoruz?
Öğrenci:
“Bu konuyu biliyorum.”
dediğinde bunun birkaç farklı anlamı olabilir.
Konu anlatımını dinlediğinde anlayabilir.
Notlarını okuyunca hatırlayabilir.
Formülü görünce tanıyabilir.
Benzer örnekleri çözebilir.
Fakat bunların hiçbiri tek başına öğrencinin yeni bir soruda doğru bilgiyi seçip kullanabildiğini garanti etmez.
Bu nedenle öğrenmeyi yalnızca:
“Konuyu gördüm mü?”
sorusuyla değerlendirmek yeterli değildir.
Daha güçlü soru şudur:
“Bu bilgiyi farklı bir problem içinde kullanabiliyor muyum?”
Tanımak ile Hatırlamak Aynı Şey Değildir
Öğrenci notlarına baktığında bilgi çok tanıdık gelebilir.
Bu tanıdıklık bazen öğrenme konusunda yanıltıcı bir güven oluşturabilir.
Örneğin öğrenci bir formülü görünce:
“Evet, bunu biliyorum.”
diyebilir.
Ancak soru sırasında formülü kendisinin hatırlaması gerektiğinde aynı bilgiye ulaşamayabilir.
Çünkü bilgiyi görünce tanımak ile herhangi bir ipucu olmadan zihinden geri çağırmak farklı süreçlerdir.
Sınav çoğu zaman ikinci beceriyi gerektirir.
Çözümü Görünce Neden Çok Kolay Geliyor?
Öğretmen soruyu çözdüğünde öğrenci:
“Ben de böyle düşünmüştüm.”
diyebilir.
Bazen gerçekten öyledir.
Fakat çözüm görüldükten sonra doğru yol zaten görünür hâle gelmiştir.
Asıl sınav becerisi çözüm yolunu gördükten sonra anlamak değil, çözüm yolu henüz ortada yokken onu oluşturabilmektir.
Bu nedenle çözümü anlamak öğrencinin öğrenmesinin bir göstergesidir; ancak tek başına yeterli kanıt değildir.
Soru Tipini Ezberlemek
Öğrenci çok sayıda benzer soru çözdüğünde belirli kalıpları öğrenebilir.
“Bu ifade varsa şu formül.”
“Bu grafik geldiyse bu yöntem.”
Bu başlangıçta yararlı olabilir.
Ancak soru biçimi değiştiğinde öğrenci zorlanıyorsa öğrenme belirli kalıplara fazla bağımlı kalmış olabilir.
AYT’de güçlü öğrenme, yalnızca soru tipini tanımak değil, sorunun altında yatan kavramı anlayabilmektir.
Bilgiyi Yeni Bir Soruda Kullanmak
Eğitim bilimlerinde öğrenilen bir bilginin yeni durumlarda kullanılabilmesi önemli bir öğrenme göstergesidir.
Öğrenci derste gördüğü örneğin neredeyse aynısını yapabiliyor fakat farklı biçimde hazırlanmış bir soruda bilgisini kullanamıyorsa transfer problemi yaşayabilir.
Bu durumda daha fazla konu anlatımı izlemek her zaman çözüm olmayabilir.
Öğrencinin bilgiyi farklı bağlamlarda kullanacağı soru deneyimine ihtiyacı vardır.
AYT Neden Bu Problemi Daha Görünür Hâle Getiriyor?
AYT sorularında öğrencinin yalnızca bir bilgiyi hatırlaması yeterli olmayabilir.
Soruyu okuyup:
hangi bilginin gerekli olduğunu,
hangi bilgilerin gereksiz olduğunu,
hangi kavramların ilişkili olduğunu,
hangi yöntemin daha uygun olduğunu
belirlemesi gerekebilir.
Bu nedenle konu bilgisi ile problem çözme becerisi arasındaki fark AYT’de daha görünür hâle gelir.
Konuyu Bilmek Ama Soruyu Anlayamamak
Bazen öğrencinin problemi konu bilgisi değil, soruyu temsil etme biçimidir.
Soru uzun olabilir.
Bilgi farklı biçimde verilmiş olabilir.
Grafik veya tablo kullanılabilir.
Öğrenci verilenleri okuyabilir fakat bunların hangi akademik yapıya karşılık geldiğini belirleyemeyebilir.
Bu durumda:
“Soruyu anlamadım.”
ifadesinin altında aslında bilgi ile problem arasında bağlantı kuramama bulunabilir.
Soruyu Okurken Kendine Ne Sormalısın?
Soruyu okurken hemen işleme başlamak yerine kısa bir zihinsel çerçeve oluşturmak yararlı olabilir:
Benden ne isteniyor?
Bana hangi bilgiler verilmiş?
Bu bilgiler hangi konuyla ilişkili?
Aralarında nasıl bir ilişki var?
Hangi bilgi gereksiz olabilir?
Daha önce buna benzeyen hangi problem yapısını gördüm?
Bu soruların amacı çözümü uzatmak değil, rastgele işlem yapmayı azaltmaktır.
Hemen Formül Aramak
Özellikle sayısal derslerde öğrenciler soruyu okur okumaz uygun formülü bulmaya çalışabilir.
Ancak her soru doğrudan bir formül eşleştirmesi değildir.
Önce problemin yapısının anlaşılması gerekebilir.
Formül bilgisi önemlidir.
Fakat hangi durumda hangi ilişkinin kullanılacağını anlamak daha üst düzey bir beceridir.
Konular Arasında Bağlantı Kuramamak
AYT soruları bazen birden fazla kazanımı aynı problem içerisinde bir araya getirebilir.
Öğrenci konuları birbirinden bağımsız bölümler olarak öğrendiyse bu tür sorularda zorlanabilir.
Örneğin matematikte bir sorunun çözümü tek bir başlığın bilgisiyle sınırlı olmayabilir.
Fizikte farklı kavramlar birlikte kullanılabilir.
Biyolojide sistemler arasında ilişki kurulabilir.
Bu nedenle ilerleyen dönemde yalnızca konu bazlı değil, karma çalışmaların da programa girmesi önemlidir.
Karma Soru Neden Önemlidir?
Konu testinde öğrenci hangi konudan soru çözdüğünü bilir.
Kitabın üstünde zaten konu adı yazmaktadır.
Bu bilgi öğrenciye önemli bir ipucu verir.
Karma sorularda ise önce öğrencinin hangi bilgisini kullanması gerektiğine karar vermesi gerekir.
Gerçek sınava daha yakın olan bilişsel görev budur.
Bu nedenle öğrenci konu testlerinde başarılı fakat denemelerde zorlanıyorsa karma soru deneyimi incelenmelidir.
Öğrenme Fazla Pasif Kalmış Olabilir
Uzun süre video izlemek, ders dinlemek ve not okumak öğrencinin konuya aşina olmasını sağlar.
Fakat öğrenci bilgiyi kendisi üretmek zorunda kalmıyorsa öğrenme pasif kalabilir.
Bu nedenle çalışmada:
soru çözme,
kendi kendine açıklama,
aktif hatırlama,
karma uygulama
gibi öğrenciyi bilgiyi üretmeye zorlayan çalışmalar önemlidir.
Aktif Hatırlama Nedir?
Öğrenci kitabı kapatır ve kendisine sorar:
Bu konunun temel fikri neydi?
Hangi kavramlar birbirine bağlı?
Hangi durumda hangi yöntem kullanılır?
En sık karıştırdığım nokta ne?
Sonra cevaplarını kaynakla karşılaştırır.
Bu çalışma öğrencinin bilgiyi yalnızca gördüğünde tanıyıp tanımadığını değil, gerektiğinde zihninden çıkarıp çıkaramadığını gösterir.
Çok Fazla Kolay Soru Çözmek
Kolay sorular öğrenmenin ilk aşamasında yararlı olabilir.
Öğrenci temel kavramları uygular ve yöntemleri pekiştirir.
Ancak çalışma sürekli aynı düzeyde kalırsa öğrenci yeni durumlarla karşılaştığında zorlanabilir.
Soru seviyesi öğrencinin gelişimine paralel olarak kademeli biçimde çeşitlendirilmelidir.
Burada amaç yalnızca daha zor soru çözmek değil, farklı düşünme biçimleriyle karşılaşmaktır.
Sadece Çok Zor Soru Çözmek de Çözüm Değildir
Diğer uçta ise öğrenci:
“AYT zor, o hâlde sadece çok zor soru çözmeliyim.”
diye düşünebilir.
Bu da her zaman doğru değildir.
Temel kavramları ve orta düzey uygulamaları güvenilir hâle gelmemiş öğrenci için aşırı zor sorular verimsiz olabilir.
Öğrenme basamaklı ilerlemelidir.
Önemli olan sorunun etiketteki zorluk seviyesi değil, öğrencinin o sorudan ne öğrenebildiğidir.
Öğretmenle Yapıyorum, Tek Başına Yapamıyorum
Bu durum özellikle birebir derslerde dikkatle değerlendirilmelidir.
Öğretmen bazen farkında olmadan küçük ipuçları verebilir.
“Buraya dikkat et.”
“Şunu tekrar düşün.”
“Bu bilgiyi neden vermiş olabilir?”
Bu ipuçları öğrencinin çözüm yoluna ulaşmasını kolaylaştırır.
Ancak sınavda öğretmen yanında olmayacaktır.
Bu nedenle öğrencinin zaman zaman tamamen bağımsız çözüm yapması gerekir.
Öğretmenin Görevi Soruyu Çözmek Değildir
İyi öğretim öğrencinin yapamadığı her soruyu hızla çözüp göstermeye indirgenemez.
Bazen daha değerli olan öğretmenin:
“Burada neden durdun?”
“İlk aklına gelen neydi?”
“Hangi bilgiyi kullanmaya çalıştın?”
sorularını sormasıdır.
Çünkü öğrencinin yanlış cevabı kadar yanlış düşünme yolu da anlaşılmalıdır.
Sorunun çözümünü göstermek bir sorunu çözer.
Öğrencinin düşünme biçimini geliştirmek ise sonraki sorulara taşınabilir.
Çok Fazla Çözüm Videosu İzlemek
Çözüm videoları yararlı araçlardır.
Fakat öğrenci soruda yeterince düşünmeden hemen çözüme bakıyorsa bağımsız problem çözme süresi azalır.
Daha işlevsel sıra çoğu zaman şöyledir:
Önce dene.
Nerede takıldığını belirle.
Farklı bir yaklaşım düşün.
Gerekirse çözümü incele.
Sonra çözümü kapat ve soruyu yeniden yap.
Böylece video yalnızca cevabı gösteren bir araç olmaktan çıkar, öğrencinin kendi düşünmesiyle karşılaştırabileceği bir geri bildirime dönüşür.
Çözümü İzledikten Sonra Soruyu Yeniden Çöz
Bir çözümü izledikten hemen sonra:
“Tamam, anladım.”
demek yanıltıcı olabilir.
Çözüm kapatılmalıdır.
Bir süre sonra öğrenci soruyu kendisi yeniden çözmeye çalışmalıdır.
Hatta mümkünse benzer fakat aynı olmayan başka bir soruda yöntemi kullanmalıdır.
Asıl test burada başlar.
İşlem Hataları Bilgi Problemi Değildir
Öğrenci çözüm yolunu doğru kurabilir fakat işlemlerde hata yapabilir.
Bu durumda:
“Konuyu bilmiyorum.”
sonucuna ulaşmak yanlış teşhis olur.
İşlem hatalarının:
acele,
düzensiz yazım,
temel işlem akıcılığı,
kontrol alışkanlığı
gibi farklı nedenleri olabilir.
Çalışma yöntemi de buna göre değişmelidir.
Dikkat Hatası Deyip Geçme
“Dikkatsizlik” bazen öğrencinin bütün hatalarını açıkladığı genel bir kelimeye dönüşür.
Fakat eğitim açısından yeterince açıklayıcı değildir.
Öğrenci neyi kaçırıyor?
Olumsuz soru kökünü mü?
Birimi mi?
İşareti mi?
Grafikteki ayrıntıyı mı?
Sorunun son cümlesini mi?
Tekrarlanan davranış belirlenirse üzerinde çalışılabilir.
Süre Baskısı Bildiğin Soruyu Yaptırmayabilir
Öğrenci evde rahat biçimde yaptığı soruyu denemede yapamayabilir.
Çünkü sınav koşullarında yalnızca bilgi kullanılmaz.
Aynı zamanda süre yönetilir.
Dikkat korunur.
Önceki sorunun etkisinden çıkılır.
Zor sorular bırakılır.
Bu nedenle sınav performansı, konu bilgisinin birebir kopyası değildir.
Denemelerin önemi de burada ortaya çıkar.
Bir Önceki Soruyu Zihninde Taşımak
Öğrenci zor bir soruyu yapamaz.
Sonraki soruya geçer.
Fakat zihninde hâlâ önceki soruyla uğraşmaktadır.
Bu durumda yeni soruya ayırdığı dikkat azalabilir.
Soru bırakma yalnızca sayfada ilerlemek değildir.
Zihinsel olarak da yeni soruya geçebilmektir.
Bu beceri denemeler sırasında geliştirilebilir.
Kaygı Bilgiyi Yok Etmez
Sınav sırasında öğrenci bazen:
“Her şeyi unuttum.”
hissine kapılabilir.
Bu his, bilginin gerçekten tamamen kaybolduğu anlamına gelmez.
Kaygı ve zaman baskısı öğrencinin bilgiye erişimini zorlaştırabilir.
Bu nedenle yalnızca daha fazla bilgi öğrenmek değil, bilgiyi sınav koşullarında kullanma deneyimi kazanmak da hazırlığın bir parçasıdır.
Yanlış Sorular Nasıl Analiz Edilmeli?
Her yanlış sorunun karşısına yalnızca doğru çözümü yazmak yeterli değildir.
Şu sorular daha değerlidir:
Konuyu bilmiyor muydum?
Bilgiyi hatırlayamadım mı?
Sorunun hangi konuyla ilgili olduğunu anlayamadım mı?
Yanlış yöntem mi seçtim?
İşlem hatası mı yaptım?
Soruyu yanlış mı okudum?
Süre baskısıyla mı hata yaptım?
Bu ayrım öğrencinin sonraki çalışmasını belirler.
“Biliyordum” Yanlışlarını Ayrı Takip Et
Öğrencinin özellikle:
“Bunu biliyordum.”
dediği yanlışlar ayrı bir kategori olarak incelenebilir.
Çünkü bu sorular öğrenme ile performans arasındaki boşluğu gösterir.
Birkaç deneme sonra ortak bir yapı ortaya çıkabilir.
Belirli derslerde mi oluyor?
Belirli soru biçimlerinde mi?
Süre azaldığında mı artıyor?
İşlem sırasında mı oluşuyor?
Böylece belirsiz bir şikâyet ölçülebilir bir probleme dönüşür.
Aynı Soruyu Ezberlemek Yerine Benzerini Çöz
Yanlış yapılan soruyu tekrar çözmek yararlıdır.
Ancak öğrenci çözümü hatırladığı için doğru yapıyor olabilir.
Bu nedenle aynı kazanımı farklı biçimde ölçen başka sorular da çözülmelidir.
Gerçek gelişim:
“Bu soruyu artık yapıyorum.”
değil,
“Bu düşünme biçimini yeni sorularda da kullanabiliyorum.”
noktasında görülür.
Öğrenmenin Güçlü Olduğunu Nasıl Anlarız?
Bir konunun gerçekten kullanılabilir hâle geldiğini değerlendirmek için öğrenci:
bilgiyi notsuz hatırlayabiliyor mu,
nedenini açıklayabiliyor mu,
farklı soru biçimlerinde kullanabiliyor mu,
eski konularla ilişkilendirebiliyor mu,
bir süre sonra hâlâ çözebiliyor mu
sorularına bakılabilir.
Bunlar tek başına konu anlatımının tamamlanmasından daha anlamlı göstergelerdir.
Birebir Eğitim Burada Ne Sağlayabilir?
“Bildiğim hâlde yapamıyorum” problemi öğrenciden öğrenciye farklı nedenlerden kaynaklandığı için doğrudan gözlem değerlidir.
Öğretmen öğrencinin yalnızca cevabını değil, çözüm sürecini görebilir.
Nerede durduğunu,
hangi bilgiyi çağırdığını,
hangi yolu seçtiğini,
ne zaman vazgeçtiğini,
hangi ipucundan sonra çözebildiğini
inceleyebilir.
Bu gözlem doğru müdahalenin belirlenmesini kolaylaştırabilir.
Ancak birebir eğitim de yalnızca soru çözümü gösterilen bir yapıya dönüşürse bu avantajın önemli bölümü kaybolur.
Belirleyici olan formatın adı değil, öğrencinin düşünme sürecinin ne kadar iyi analiz edildiğidir.
Veli Ne Yapmalı?
Öğrencinin:
“Biliyorum ama yapamıyorum.”
demesi veli açısından anlaşılması zor olabilir.
“Biliyorsan neden yapamıyorsun?”
sorusu mantıklı görünür.
Fakat öğrenme yalnızca bilgiyi depolamak değildir.
Bilginin hatırlanması, seçilmesi, ilişkilendirilmesi ve doğru zamanda uygulanması gerekir.
Bu nedenle öğrencinin ihtiyacı daha fazla baskı değil, bilgi ile performans arasındaki kopuşun nerede olduğunun bulunmasıdır.
Saruhan Kurs’ta Bu Problemi Nasıl Ele Alıyoruz?
Saruhan Kurs’ta öğrenci:
“Konuyu biliyorum ama soruyu yapamıyorum.”
dediğinde doğrudan yeniden konu anlatımına başlamıyoruz.
Önce birebir ders sırasında öğrencinin soru çözümünü gözlemliyoruz.
Soruyu doğru okuyor mu?
Hangi konuyla ilişkili olduğunu fark ediyor mu?
Bilgiyi hatırlıyor fakat kullanamıyor mu?
Çözüm yolunu kuruyor fakat işlemde mi hata yapıyor?
Öğretmenin küçük bir ipucuyla hemen çözebiliyor mu?
Süre baskısı altında davranışı değişiyor mu?
Ardından ödev ve deneme sonuçlarıyla bu gözlemleri karşılaştırıyoruz.
Çünkü öğrenci konuyu gerçekten bilmiyorsa çözüm başka, bilgiyi yeni soruya aktaramıyorsa başka, sınav koşullarında kullanamıyorsa başka olmalıdır.
Doğru müdahale ancak doğru problem tanımlandığında mümkündür.
Sık Sorulan Sorular
Konuyu biliyorum ama neden soru yapamıyorum?
Bilgiyi hatırlama, doğru bilgiyi seçme, farklı sorulara transfer etme, soru okuma, işlem, dikkat veya sınav koşullarıyla ilgili problemler bulunabilir.
Daha fazla soru çözmek problemi düzeltir mi?
Doğru seçilmiş soru pratiği yardımcı olabilir. Ancak sorun yanlış teşhis edilmişse yalnızca soru sayısını artırmak yeterli olmayabilir.
Çözümü görünce anlıyorum ama kendim yapamıyorum. Neden?
Çözümü anlamak ile çözüm yolunu bağımsız olarak oluşturmak farklı becerilerdir. Soruyu çözüm desteği olmadan yeniden yapmak yararlı olabilir.
AYT’de karma soru çözmek gerekli mi?
Karma sorular öğrencinin hangi bilgiyi kullanacağını kendisinin belirlemesini gerektirdiği için sınav hazırlığında önemli bir yere sahiptir.
Konuyu tekrar mı çalışmalıyım?
Sorunun gerçekten konu eksikliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirlenmelidir. Bilgi mevcutsa fakat uygulanamıyorsa yeniden uzun konu anlatımı yerine farklı bir çalışma gerekebilir.
Dikkat hataları nasıl azaltılır?
Öncelikle “dikkatsizlik” adı verilen hatanın tam olarak hangi davranıştan kaynaklandığı belirlenmelidir. Tekrar eden hata örüntüsüne göre müdahale yapılabilir.
Öğretmenle yapıp tek başıma yapamıyorsam ne yapmalıyım?
Bağımsız soru çözme süresi artırılmalı ve öğretmenin verdiği ipuçları kademeli olarak azaltılmalıdır. Amaç öğrencinin çözüm sürecini kendi başına yönetebilmesidir.
Kısa Özet
• Konuyu tanımak ile bilgiyi bağımsız hatırlamak aynı değildir.
• Çözümü anlamak, çözüm yolunu kendiniz oluşturabildiğiniz anlamına gelmez.
• Bilginin farklı sorulara aktarılması gerekir.
• Konu testlerinin yanında karma sorular kullanılmalıdır.
• Pasif çalışma aktif hatırlama ve soru çözmeyle desteklenmelidir.
• Her hatayı konu eksiği olarak değerlendirmeyin.
• “Dikkatsizlik” ifadesinin arkasındaki davranışı bulun.
• Yanlışları nedenlerine göre sınıflandırın.
• “Biliyordum” yanlışlarını ayrıca takip edin.
• Aynı soruyu ezberlemek yerine benzer yeni sorularda kendinizi test edin.
• Denemeleri yalnızca net ölçmek için değil, bilginin sınav koşullarında kullanılabilirliğini görmek için değerlendirin.
Saruhan Hoca’nın Görüşü
“Biliyorum ama yapamıyorum” cümlesinde ilk bakışta bir çelişki varmış gibi görünür.
Aslında yoktur.
Çünkü öğrenme tek bir basamaktan oluşmaz.
Bilginin anlaşılması gerekir. Hatırlanması gerekir. Doğru durumda seçilmesi, başka bilgilerle ilişkilendirilmesi ve yeni bir problem üzerinde kullanılabilmesi gerekir.
Bu basamaklardan biri eksik kaldığında öğrenci gerçekten bir şeyler biliyor olabilir; fakat bildikleri henüz sınav performansına dönüşmemiştir.
Bu nedenle böyle bir öğrenciye:
“Demek ki konuyu bilmiyorsun.”
demek de,
“Daha fazla soru çöz, geçer.”
demek de problemi gereğinden fazla basitleştirir.
Doğru soru öğrencinin bilgiyi bilip bilmediğinden önce, bilginin hangi aşamada kullanılamaz hâle geldiğidir.
Bu nokta bulunduğunda öğretimin yönü de değişir. Bazen eksik bilgi tamamlanır, bazen bağımsız problem çözme geliştirilir, bazen farklı sorular arasında bağlantı kurulur, bazen de sınav koşullarında bilgiyi kullanma çalışılır.
Bir öğrencinin gerçekten öğrendiğini gösteren en güçlü işaret, daha önce gördüğü cevabı hatırlaması değildir.
Daha önce görmediği bir problem karşısında, öğrendiği bilgiden kendi çözümünü üretebilmesidir.
Yararlanılan Kaynaklar
• ÖSYM – YKS/AYT sınav yapısı ve yayımlanan sorular
• Millî Eğitim Bakanlığı – ortaöğretim öğretim programları
• Aktif geri çağırma ve kalıcı öğrenme üzerine eğitim araştırmaları
• Öğrenme transferi ve problem çözme üzerine bilişsel bilim literatürü
• Öz düzenlemeli öğrenme ve ölçme-değerlendirme çalışmaları
İlgili Makaleler
• AYT Denemelerinde Süre Yetmiyor, Ne Yapmalıyım?
• AYT Denemesi Nasıl Analiz Edilir?
• AYT Netleri Neden Artmıyor?
• AYT’de Son 3 Ay Nasıl Çalışılmalı?
• AYT’de Son 1 Ay Nasıl Çalışılmalı?
• AYT Konuları Ne Zaman Bitmeli?
• AYT’ye Nasıl Çalışılır?
Saruhan Kurs
Eğitim Özel İlgi İster.