“Her Öğrenci Aynı Değildir. O Halde Eğitim Neden Aynı Olsun?”
Saruhan Hoca ile Eğitim Üzerine
Soru: Saruhan Kurs’un kuruluş hikâyesi nedir?
Saruhan Hoca:
Öğretmenlik yaptığım yıllarda binlerce öğrenciyle tanıştım. Aynı sınıfta, aynı öğretmeni dinleyen, aynı kitabı çözen öğrencilerin birbirinden çok farklı sonuçlar aldığını gördüm.
O günlerde kendime hep aynı soruyu soruyordum.
Her öğrenci farklıysa neden eğitim herkese aynı şekilde veriliyor?
Bu soru zamanla benim eğitim anlayışımı şekillendirdi.
Saruhan Kurs’u bir dershane açmak için değil, eğitimi kişiselleştirmek için kurduk.
Çünkü bize göre eğitim, herkese aynı şekilde sunulacak bir hizmet değildir.
Her öğrencinin öğrenme biçimi, eksikleri, hedefleri ve hayalleri farklıdır.
İşte bu yüzden yıllardır aynı cümleyi söylüyoruz.
Eğitim Özel İlgi İster.
Soru: Peki sizi diğer eğitim kurumlarından ayıran en önemli fark nedir?
Saruhan Hoca:
Biz öğrenciye ders anlatmadan önce onu anlamaya çalışıyoruz.
Çünkü “Matematik yapamıyorum.” aslında bir sonuçtur.
Biz sonucu değil, sebebi araştırıyoruz.
İlk görüşmede ücretsiz analiz dersi yapıyoruz.
Bu analiz sayesinde öğrencinin gerçekten neden zorlandığını görebiliyoruz.
Bazen temel eksikliği oluyor.
Bazen yanlış çalışma yöntemi.
Bazen de yıllar içinde oluşmuş özgüven kaybı.
Sorunu doğru tespit ettiğinizde çözüm de kişiye özel hâle geliyor.
Soru: Sizce birebir eğitim neden bu kadar önemli?
Saruhan Hoca:
Bugün hayatımızdaki her şey kişiselleşti.
Netflix herkese aynı filmi önermiyor.
Spotify herkese aynı müzik listesini sunmuyor.
YouTube herkese aynı videoları göstermiyor.
Yapay zekâ bile artık herkese farklı cevaplar veriyor.
Peki eğitim neden hâlâ herkese aynı şekilde veriliyor?
Bana göre eğitimin geleceği kişiselleştirilmiş öğrenmedir.
Her öğrencinin öğrenme hızı farklıdır.
Her öğrencinin eksikleri farklıdır.
Dolayısıyla eğitim de farklı olmalıdır.
Soru: Veliler size en çok hangi duyguyla geliyor?
Saruhan Hoca:
Aslında bize gelen velilerin en büyük problemi matematik değil.
Çaresizlik.
“Çocuğumla ders konuşamıyoruz.”
“Her konuşma tartışmayla bitiyor.”
“Özgüvenini tamamen kaybetti.”
“Artık ‘Ben yapamam.’ demeye başladı.”
Bir anne babanın yaşadığı en büyük üzüntü düşük not değildir.
Çocuğunun kendisine olan inancını kaybetmesidir.
Biz önce bu inancı yeniden kazandırmaya çalışıyoruz.
Çünkü özgüven yerine geldiğinde akademik başarı da arkasından geliyor.
Soru: Unutamadığınız bir öğrenciniz var mı?
Saruhan Hoca:
Sekizinci sınıfa giden bir öğrencimiz vardı.
Hayatı boyunca matematikten 50’nin üzerinde not alamamıştı.
Sürekli “Ben matematik yapamıyorum.” diyordu.
Analiz dersinde temel eksiklerini belirledik.
Kişiye özel bir çalışma planı hazırladık.
Yaklaşık iki ay sonra ilk kez 75 aldı.
Bir sonraki sınavında ise 100 aldı.
Ama beni mutlu eden not değildi.
Artık matematikten korkmuyor, karşısına çıkan sorularla mücadele etmekten kaçmıyordu.
Özgüveni geri gelmişti.
İşte bizim için gerçek başarı budur.
Soru: Öğretmen olmaya nasıl karar verdiniz?
Saruhan Hoca:
Henüz 15 yaşındaydım.
Komşumuz olan ve benden bir yaş küçük bir arkadaşıma matematik anlatmaya başladım.
Yıllar sonra bana şunu söyledi:
“Eğer sen bana o gün matematik öğretmeseydin ne üniversiteyi ne de öğretmenliği kazanabilirdim.”
O gün anladım ki öğretmenlik sadece bilgi aktarmak değildir.
Bir insanın geleceğine dokunabilmektir.
Bugün hâlâ aynı heyecanla çalışmamın sebebi de budur.
Soru: Son olarak velilere ne söylemek istersiniz?
Saruhan Hoca:
Çocuğunuzun yaşadığı akademik sorunlar onun başarısız olduğu anlamına gelmez.
Belki de sadece doğru yöntemle karşılaşmamıştır.
Her öğrencinin içinde keşfedilmeyi bekleyen büyük bir potansiyel olduğuna inanıyorum.
Bizim görevimiz de o potansiyeli ortaya çıkarmaktır.
Çünkü eğitim gerçekten özel ilgi ister