LGS Matematikte 7 Netten 18 Nete: “Yapamam” Önyargısından Gerçek LGS Başarısına

LGS Matematikte 7 netten 18 nete ulaşan bir öğrencinin yeni nesil sorulara karşı “Yapamam” önyargısını nasıl aştığını ve 6 aylık gerçek gelişim sürecini keşfedin.

Yayınlanma Tarihi:

LGS Matematikte 7 Netten 18 Nete: “Yapamam” Önyargısından Gerçek LGS Başarısına

Editör Notu

Bu başarı hikâyesi, Saruhan Kurs’ta birebir matematik eğitimi alan 8. sınıf bir öğrencinin gerçek eğitim sürecine dayanmaktadır.

Öğrencinin kimliğini korumak amacıyla kişisel bilgilere yer verilmemiştir. Paylaşılan başlangıç seviyesi öğrencinin eğitim sürecinin başındaki yaklaşık matematik netini, 18 net ise gerçek LGS Matematik sonucunu göstermektedir.

Bu vaka bir başarı garantisi olarak sunulmamaktadır. Her öğrencinin başlangıç seviyesi, öğrenme biçimi, çalışma düzeni ve gelişim süreci farklıdır.

Kısa Cevap

Öğrenci LGS Matematik çalışmalarına yaklaşık 7/20 net düzeyinde başladı. Yeni nesil sorularla karşılaştığında çoğu zaman daha çözmeye başlamadan “Yapamam” diyordu. Yaklaşık 6 ay ve 50 saatlik birebir eğitim sürecinde bu yaklaşım üzerinde sistemli biçimde çalışıldı. Üçüncü aydan sonra kolej denemelerinde belirginleşen gelişim, gerçek LGS’de 18/20 Matematik sonucuna ulaştı.

Başlangıç Noktası: 7 Netin Arkasında Ne Vardı?

Öğrencinin başlangıçtaki LGS Matematik seviyesi yaklaşık:

7/20 netti.

Ancak eğitim sürecinin başlangıcında yalnızca net sayısına bakılmadı.

Çünkü aynı nete sahip iki öğrencinin matematikte yaşadığı problem tamamen farklı olabilir. Bir öğrencinin konu eksiği bulunurken başka bir öğrenci bildiği konuları sorulara aktarmakta zorlanabilir.

Bu öğrencide dikkat çeken temel problem ise yeni nesil sorularla kurduğu ilişkiydi.

Uzun veya alışılmışın dışında bir matematik sorusuyla karşılaştığında verdiği ilk tepki çoğu zaman:

“Yapamam.”

oluyordu.

Henüz soruyu çözmeyi denemeden oluşan bu düşünce, öğrencinin sahip olduğu matematik bilgisini kullanmasını da zorlaştırıyordu.

Bu nedenle süreç, Saruhan Kurs’ta uygulanan Saruhan Gelişim Modeli’nin (SGM) ilk aşaması olan Analiz Et adımıyla başladı.

Analiz Et: Sorun Yalnızca Matematik Bilgisi miydi?

Yapılan değerlendirmede öğrencinin yeni nesil sorular karşısındaki güçlüğünün yalnızca konu bilgisi üzerinden açıklanamayacağı görüldü.

Öğrenci özellikle uzun ve farklı görünen sorular karşısında daha çözüm sürecine başlamadan başarısız olacağı düşüncesine kapılıyordu.

Bu önemli bir ayrımdı.

Çünkü problem yalnızca konu eksiği olarak değerlendirilseydi çözüm daha fazla konu anlatmak veya daha fazla soru ödevi vermek olabilirdi.

Oysa burada öğrencinin yeni nesil soruya nasıl yaklaştığının da değişmesi gerekiyordu.

Bu tespitin ardından SGM’nin Planla aşamasında çalışma biçimi öğrencinin ihtiyacına göre şekillendirildi.

Planla: “Yapamam” Düşüncesi Nasıl Ele Alındı?

Amaç öğrenciye bir anda çok sayıda zor yeni nesil soru çözdürmek değildi.

Öncelikle soruyla mücadele edebileceğini görmesi gerekiyordu.

Bu nedenle çalışmalar birkaç yöntem birlikte kullanılarak planlandı.

Yeni nesil sorular gerektiğinde daha küçük parçalara ayrıldı. Başlangıçta öğrencinin ulaşabileceği düzeyde sorular tercih edildi. Soruyu yalnızca okuyup işleme başlaması yerine, ne anladığını kendi cümleleriyle ifade etmesi istendi.

Öğrenci çözümde takıldığında ise doğrudan doğru cevap veya çözüm yolu verilmedi.

Bunun yerine uygun ipuçlarıyla bir sonraki adımı kendisinin bulması desteklendi.

Buradaki amaç yalnızca doğru cevaba ulaşmak değil, öğrencinin zaman içinde şu deneyimi yaşamasıydı:

“Bu soruyu ilk gördüğümde zor bulabilirim; ama nereden başlayacağımı düşünürsem çözebilirim.”

%100 Birebir Uygulama: Sorunun Çözümünü Öğretmen Değil Öğrenci Bulmalıydı

Öğrenci yaklaşık 6 ay boyunca aynı matematik öğretmeniyle yaklaşık 50 saat birebir çalıştı.

Birebir derslerin önemli avantajlarından biri, öğretmenin yalnızca öğrencinin doğru veya yanlış cevabını değil, soruyu çözerken izlediği düşünme sürecini de gözlemleyebilmesidir.

Bu vakada da öğretmenin amacı yeni nesil soruları öğrenci adına çözmek değildi.

Öğrencinin soruyu okuması, verilen bilgileri ayırması, ne istendiğini ifade etmesi ve olası çözüm yollarını düşünmesi desteklendi.

Gerektiğinde soru parçalara ayrıldı.

Gerektiğinde küçük bir ipucu verildi.

Ancak mümkün olduğunca çözümün son adımını öğrencinin kendisinin tamamlaması beklendi.

Çünkü yeni nesil sorulara yönelik önyargının yalnızca “Bu sorular aslında kolay” denilerek değişmesi beklenemezdi.

Öğrencinin bunu kendi çözüm deneyimleriyle görmesi gerekiyordu.

İlk Üç Ay: Değişim Önce Yaklaşımda Başladı

Sürecin ilk döneminde asıl odak yalnızca net artışı değildi.

Öğrencinin yeni nesil sorular karşısında hemen geri çekilmek yerine soruyla uğraşmaya başlaması önemliydi.

Yaklaşık üçüncü aydan itibaren bu değişimin akademik sonuçlara yansıması da belirginleşmeye başladı.

Öğrencinin devam ettiği kolejde yapılan denemelerde matematik netleri ciddi biçimde yükselmeye başladı.

Bu gelişim önemli bir noktayı gösteriyordu:

Sonuç değişmeden önce öğrencinin soruya yaklaşımı değişmişti.

Başlangıçta “Yapamam” diyerek uzaklaştığı soru türleri artık üzerinde düşünülebilecek ve çözülebilecek problemler hâline gelmeye başlamıştı.

Ödev ve Takip: Yeni Yaklaşımın Kalıcı Hâle Gelmesi

Birebir derslerde kazanılan yaklaşımın yalnızca ders saatiyle sınırlı kalmaması gerekiyordu.

Bu nedenle öğrenciye düzenli yeni nesil soru çalışmaları verildi ve çalışmalar takip edildi.

Amaç yalnızca belirli sayıda soru tamamlamak değildi.

Öğrencinin farklı soru biçimleriyle tekrar tekrar karşılaşması, ilk bakışta zor görünen sorular üzerinde düşünmesi ve birebir derslerde geliştirdiği yaklaşımı kendi başına kullanabilmesi hedeflendi.

Derslerde yapılan gözlemler ve öğrencinin bireysel çalışmalarındaki durum sonraki çalışmaların planlanmasında kullanıldı.

Böylece ödev ve takip, dersin ardından yapılan ayrı bir işlem değil, eğitim sürecinin devamı hâline geldi.

Veli Bilgilendirme: Gelişim Süreci Birlikte Takip Edildi

Eğitim süreci boyunca veliye öğrencinin gelişimi hakkında düzenli bilgilendirme yapıldı.

Bu görüşmelerde yalnızca deneme sonuçları değil, öğrencinin yeni nesil sorulara yaklaşımındaki değişim ve çalışma sürecinin nasıl ilerlediği de değerlendirildi.

Böylece SGM’nin Veli Bilgilendirme aşaması yalnızca sonuçların paylaşılması değil, öğrencinin gelişim sürecinin anlaşılması amacıyla kullanıldı.

6 Ayın Sonunda Gerçek LGS Sonucu

Öğrencinin matematik gelişimi başlangıç ve gerçek sınav sonucu üzerinden şöyle gerçekleşti:

Başlangıç: yaklaşık 7/20
Gerçek LGS Matematik: 18/20

Yaklaşık 6 aylık ve 50 saatlik birebir eğitim sürecinin sonunda öğrencinin LGS Matematik sonucunda yaklaşık 11 netlik bir gelişim görüldü.

Ancak bu başarı hikâyesinin asıl değeri yalnızca 7 ve 18 rakamları arasındaki fark değildir.

Başlangıçta yeni nesil bir soruyla karşılaştığında daha çözmeye başlamadan “Yapamam” diyen bir öğrencinin, zaman içinde bu sorular üzerinde düşünmeye ve çözüm üretmeye başlaması eğitim sürecindeki temel değişimdir.

Net artışı ise bu değişimin ölçülebilir sonuçlarından biridir.

Bu Sonuç Yalnızca Özel Derse Bağlanabilir mi?

Hayır.

Bir öğrencinin LGS sonucunu yalnızca aldığı özel dersle açıklamak doğru değildir.

Öğrencinin kendi emeği, bireysel çalışmaları, okul eğitimi, aile desteği, sınav günü performansı ve aldığı eğitim desteği sonuç üzerinde birlikte etkili olabilir.

Bu başarı hikâyesinde ortaya konulan durum; öğrencinin hangi başlangıç noktasından yola çıktığı, süreçte hangi problem üzerinde çalışıldığı, yaklaşık ne kadar süre eğitim aldığı ve gerçek LGS’de hangi matematik sonucuna ulaştığıdır.

Bu nedenle elde edilen sonuç başka öğrenciler için bir başarı garantisi olarak değerlendirilmemelidir.

Bu Vakadan Ne Öğrenilebilir?

Bir öğrencinin yapamadığı her soru, bilmediği bir konunun göstergesi değildir.

Bazen öğrenci gerekli bilgiye sahip olduğu hâlde sorunun görünüşü, uzunluğu veya geçmişte yaşadığı başarısızlıklar nedeniyle daha çözmeye başlamadan geri çekilebilir.

Bu durumda yalnızca daha fazla konu anlatmak sorunun tamamını çözmeyebilir.

Öğrencinin soruyu parçalaması, ne anladığını ifade etmesi, çözüm için ilk adımı belirlemesi ve gerektiğinde küçük ipuçlarıyla kendi çözümüne ulaşması farklı bir öğrenme deneyimi oluşturabilir.

Bu vaka, SGM’nin Analiz EtPlanla%100 Birebir Uygula → Ödev ve TakipVeli Bilgilendir aşamalarının yalnızca akademik eksikleri değil, öğrencinin öğrenme sürecinde karşılaştığı engelleri anlamak için de kullanılabileceğine ilişkin somut bir örnek sunmaktadır.

Saruhan Hoca’nın Görüşü

Bir öğrencinin “Yapamam” demesi her zaman neyi bilmediğini göstermez. Bazen bu ifade, henüz denemeden verilmiş bir kararın sonucudur.

Bu vakada önemli olan öğrencinin 7 netten 18 nete ulaşması kadar, soruyla kurduğu ilişkinin değişmesidir.

Yeni nesil sorular karşısında geri çekilen öğrencinin önüne yalnızca daha fazla soru koymak yeterli olmayabilirdi. Önce sorunun neden zor göründüğünü anlaması, ardından çözümün tamamını öğretmenden beklemeden kendi adımlarını oluşturması gerekiyordu.

Öğretmenin desteği bu noktada öğrencinin yerine düşünmek değil, öğrencinin kendi düşünme sürecini kurabileceği koşulları oluşturmak anlamına gelir.

Çünkü öğrenmede kalıcı değişim, öğrencinin bir sorunun çözümünü görmesiyle değil, daha önce kaçındığı bir problem karşısında artık kendi çözümünü aramaya başlamasıyla ortaya çıkar.

“Yapamam” düşüncesinin yerini “Nasıl yapabilirim?” sorusu aldığında, değişen yalnızca sınav sonucu değildir.