Editör Notu
AYT matematik çalışan öğrencilerin en sık yaşadığı kararsızlıklardan biri şudur:
Konu mu çalışmalıyım, soru mu çözmeliyim?
Bir öğrenci saatlerce konu anlatımı izler fakat sorulara geçtiğinde çözüm üretemez.
Başka bir öğrenci yüzlerce soru çözer fakat aynı konu eksikleri tekrar tekrar karşısına çıkar.
Bir başkası ise sürekli deneme çözer ama neti belirli bir seviyede takılı kalır.
Burada sorun çoğu zaman öğrencinin yeterince çalışmaması değildir.
Sorun, ihtiyacı olan çalışma türüyle yaptığı çalışmanın birbirinden farklı olmasıdır.
Bu nedenle AYT matematikte doğru soru:
“Konu mu daha önemli, soru mu?”
değil,
“Benim şu anda gelişmemi sınırlayan şey bilgi eksikliği mi, bilgiyi kullanma eksikliği mi?”
olmalıdır.
Kısa Cevap
AYT matematikte konu çalışmak ve soru çözmek birbirinin alternatifi değildir. Konu çalışması matematiksel bilgiyi oluşturur; soru çözümü ise bu bilgiyi tanımayı, seçmeyi ve farklı problemlerde kullanmayı geliştirir. Doğru oran her öğrenci için aynı değildir. Çalışmanın yönünü belirleyen şey öğrencinin yaptığı soru sayısı değil, performansını sınırlayan eksikliğin türüdür.
Konu Çalışmak Ne Sağlar?
Konu çalışmasının temel amacı öğrencinin matematiksel yapıyı anlamasıdır.
Öğrenci:
kavramları,
tanımları,
özellikleri,
kavramlar arasındaki ilişkileri,
temel çözüm prensiplerini
öğrenir.
Örneğin türev çalışan bir öğrencinin yalnızca türev alma kurallarını bilmesi yeterli değildir.
Türevin:
değişim,
eğim,
artan-azalan davranış,
ekstremum
gibi kavramlarla ilişkisini de anlaması gerekir.
Bu yapı kurulmadan yalnızca soru çözmek öğrenciyi soru kalıplarını ezberlemeye yöneltebilir.
Soru Çözmek Ne Sağlar?
Konu bilgisi öğrencinin zihninde bulunabilir.
Ancak AYT sorusu öğrenciye:
“Şimdi şu bilgiyi kullan.”
demez.
Öğrencinin soruyu okuyup hangi matematiksel aracın gerekli olduğunu kendisinin belirlemesi gerekir.
Soru çözmek bu nedenle yalnızca öğrenilen bilgiyi tekrar etmek değildir.
Öğrenci:
bilgiyi tanımayı,
doğru bilgiyi seçmeyi,
farklı bilgileri birleştirmeyi,
çözüm üretmeyi,
hata fark etmeyi
öğrenir.
Konu çalışması bilgiyi oluştururken, soru çözümü bilgiyi kullanılabilir hâle getirir.
Konuyu Biliyorum Ama Soruları Yapamıyorum
Bu durum AYT matematikte oldukça önemlidir.
Öğrenci konu anlatımını dinlediğinde her şeyi anlıyor olabilir.
Öğretmenin çözdüğü örnekleri takip edebilir.
Formülleri de biliyor olabilir.
Ancak karşısına yeni bir soru geldiğinde başlayamaz.
Burada hemen yeniden konu anlatımına dönmek her zaman doğru müdahale değildir.
Problem öğrencinin bilgiyi bilmemesi değil, hangi durumda kullanacağını belirleyememesi olabilir.
Bu aşamada farklı soru biçimleriyle çalışmak daha değerli hâle gelir.
Çözümü Görünce Anlıyorum Ama Kendim Yapamıyorum
Bu cümle önemli bir ayrımı gösterir.
Bir çözümü takip edebilmek ile çözümü bağımsız biçimde üretebilmek aynı beceri değildir.
Çözümü izlerken:
yöntem seçilmiştir,
kritik fikir bulunmuştur,
işlem sırası belirlenmiştir.
Öğrencinin görevi çözümü takip etmektir.
Sınavda ise bunların tamamını öğrencinin kendisinin üretmesi gerekir.
Dolayısıyla:
“Çözümü anladım.”
öğrenmenin önemli bir aşamasıdır fakat son aşaması değildir.
Çok Soru Çözmek Net Artırır mı?
Bazen.
Fakat soru sayısı tek başına yeterli bir ölçüt değildir.
İki öğrenci düşünelim.
Birinci öğrenci 100 soru çözüyor fakat yanlışlarını incelemiyor.
İkinci öğrenci 50 soru çözüyor, yanlışlarının nedenini belirliyor ve eksik olduğu alanlara geri dönüyor.
İkinci öğrencinin yaptığı çalışma miktar olarak daha az görünse de öğrenme açısından daha verimli olabilir.
Bu nedenle:
“Bugün kaç soru çözdüm?”
sorusunun yanında:
“Bugünkü sorular bana ne öğretti?”
sorusu da sorulmalıdır.
200 Soru Çözüyorum Ama Netim Artmıyor
Bu durumda ilk yapılması gereken daha fazla soru eklemek değildir.
Önce kaybın nedeni incelenmelidir.
Örneğin yanlışların çoğu:
bilgi eksikliğinden,
yöntem seçiminden,
işlem hatasından,
süreden,
soru okumadan
kaynaklanabilir.
Her durumda aynı reçete uygulanamaz.
Bilgi eksikliği olan öğrenciye yalnızca daha fazla soru vermek kadar, yöntem problemi yaşayan öğrenciye sürekli konu videosu izletmek de verimsiz olabilir.
Sürekli Konu Anlatımı İzlemek Neden Yetmeyebilir?
Konu anlatımı sırasında öğrencinin önündeki matematiksel yol büyük ölçüde öğretmen tarafından düzenlenmiştir.
Öğretmen:
konuyu seçer,
bilgiyi sıralar,
örneği belirler,
çözüm yolunu gösterir.
Öğrenci sınavda bu desteğe sahip değildir.
Bu nedenle konu öğrenildikten sonra öğrencinin giderek daha bağımsız problem çözme durumlarına geçmesi gerekir.
Aksi hâlde öğrenci tanıdık anlatım ortamında başarılı, bağımsız problem ortamında zorlanan bir yapıya dönüşebilir.
Sadece Soru Çözerek Konu Öğrenilebilir mi?
Bazı öğrenciler belirli konularda bunu yapabilir.
Özellikle güçlü bir matematik altyapısı varsa sorular üzerinden eksik bilgileri tamamlayabilir.
Ancak bunu herkes için genel bir yöntem hâline getirmek doğru değildir.
Temel kavramsal yapı eksikse öğrenci soruların çözümlerinden kalıp toplamaya başlayabilir.
Yeni bir soru biçiminde ise öğrendiği kalıp çalışmayabilir.
Bu nedenle yöntemin uygunluğu öğrencinin mevcut bilgi düzeyine bağlıdır.
Konu Çalışmayı Ne Zaman Bırakmalıyım?
Konu çalışmasının amacı bütün soru tiplerini görmek değildir.
Öğrenci:
temel kavramları açıklayabiliyor,
ana ilişkileri kurabiliyor,
temel örnekleri bağımsız çözebiliyor
ve artık yeni sorularda bilgiyi kullanmaya hazır görünüyorsa ağırlık soru çözümüne kaydırılabilir.
Konu çalışmasının bitiş ölçütü videonun sonuna gelmek değil, öğrencinin bilgiyi kullanmaya hazır hâle gelmesidir.
Konuyu Yüzde Yüz Öğrenmeden Soruya Geçmeli miyim?
“Yüzde yüz öğrenme” çoğu zaman gerçekçi bir başlangıç ölçütü değildir.
Çünkü öğrenmenin bir bölümü zaten sorularla karşılaşıldığında gerçekleşir.
Öğrenci temel yapıyı öğrendikten sonra soru çözmeye geçebilir.
Sorular yeni eksikleri görünür hâle getirir.
Sonra gerektiğinde konuya geri dönülür.
Dolayısıyla süreç her zaman:
Konu bitti → soru başladı
şeklinde tek yönlü değildir.
Daha gerçekçi yapı:
Konu → soru → hata → hedefli konu dönüşü → yeni soru
şeklindedir.
Konu-Soru Döngüsü
AYT matematikte etkili bir çalışma sistemi şöyle kurulabilir:
1. Temel bilgiyi öğren.
2. Temel sorularla bilgiyi kullan.
3. Orta düzey ve farklı biçimdeki sorulara geç.
4. Hataları analiz et.
5. Gerekirse konunun ilgili bölümüne dön.
6. Yeni sorularla tekrar kontrol et.
7. Karma test ve denemede bilgiyi yeniden ölç.
Bu sistem konu çalışması ile soru çözümünü birbirine bağlar.
Konuya Baştan Dönmek Her Zaman Gerekli mi?
Hayır.
Örneğin öğrenci türev konusunda 30 sorudan yalnızca belirli bir alt beceride hata yapıyorsa bütün türev konusunu yeniden çalışmak gereksiz olabilir.
Daha doğru yaklaşım eksik bölümü belirlemektir.
Bu bazen yalnızca:
bir özellik,
bir kavram,
bir soru yaklaşımı
olabilir.
Hedefli tekrar, baştan sona tekrarın yerini alabilir.
Konu Tekrarı Ne Zaman Gereklidir?
Öğrenci:
temel tanımları hatırlamıyorsa,
ana ilişkileri kuramıyorsa,
aynı bilgi eksikliği farklı sorularda tekrar ediyorsa,
çözümü gördüğünde dahi matematiksel gerekçeyi anlayamıyorsa
konuya dönmek anlamlıdır.
Ancak tekrarın kapsamı eksikliğin büyüklüğüne göre belirlenmelidir.
Daha Fazla Soru Ne Zaman Gereklidir?
Öğrenci konuyu biliyor fakat:
soruyu tanımakta zorlanıyorsa,
hangi yöntemi kullanacağını seçemiyorsa,
yalnızca tanıdık soru tiplerini yapabiliyorsa,
karma denemede bilgiyi kullanamıyorsa
daha çeşitli soru deneyimine ihtiyaç olabilir.
Burada önemli kelime çeşitliliktir.
Aynı kalıptan yüz soru çözmek ile aynı kavramı farklı biçimlerde kullanan sorular çözmek aynı öğrenme deneyimi değildir.
Kolay Soruları Atlayıp Zor Sorulara Geçmeli miyim?
Her zaman değil.
Kolay ve orta düzey sorular öğrencinin temel bilgi ve işlem akıcılığını güçlendirebilir.
Öğrenci temel düzeyde hâlâ hata yapıyorsa yalnızca seçici sorulara yönelmek sağlam olmayan bir yapı üzerine zorluk eklemek anlamına gelebilir.
Zorluk seviyesi öğrencinin gelişimine göre kademeli artırılmalıdır.
Zor Soru Çözmek Matematiği Geliştirir mi?
Doğru zamanda evet.
Zor sorular öğrenciyi farklı bilgileri birleştirmeye, yeni yollar üretmeye ve daha derin düşünmeye zorlayabilir.
Ancak öğrenci temel ve orta düzey sorularda ciddi sorun yaşıyorsa zor soruların getirisi sınırlı olabilir.
Burada yine “zor soru iyidir” veya “kolay soru iyidir” şeklinde taraf tutmak yerine doğru ölçüt şudur:
Bu soru öğrencinin mevcut öğrenme ihtiyacına uygun mu?
Konu Çalışma ile Deneme Çözme Dengesi Nasıl Olmalı?
Sınava hazırlığın başında konu öğrenme daha büyük yer tutabilir.
Konular ilerledikçe soru çözümü ve karma çalışmaların ağırlığı artabilir.
Sınava yaklaşıldığında branş ve genel denemeler öğrencinin performansını daha gerçekçi biçimde gösterebilir.
Ancak bu doğrusal bir kural değildir.
Sınava iki ay kala denemede ciddi bir konu eksikliği görülürse öğrenci yeniden konu çalışmasına dönebilir.
Takvim çalışma biçimini etkiler; fakat asıl yönü öğrencinin verisi belirlemelidir.
Yüzde Kaç Konu, Yüzde Kaç Soru?
Örneğin:
%30 konu – %70 soru
gibi oranlar pratik planlamada kullanılabilir.
Ancak bunları bütün öğrenciler için bilimsel bir sabit gibi görmek doğru değildir.
Bir öğrenci yeni konu öğreniyorsa o gün konu ağırlığı artabilir.
Başka bir öğrenci konuları tamamlamış fakat transfer sorunu yaşıyorsa soru ve deneme ağırlığı daha yüksek olabilir.
Doğru oran öğrencinin ihtiyacına göre değişen orandır.
Net Seviyesine Göre Denge Değişir mi?
Genellikle evet.
Düşük netlerde önemli bilgi eksikleri daha sık görülebilir.
Orta netlerde konu bilgisiyle birlikte soru çeşitliliği ve yöntem seçimi önem kazanabilir.
Yüksek netlerde ise:
seçici sorular,
işlem güvenilirliği,
zaman yönetimi,
deneme analizi
daha belirleyici hâle gelebilir.
Ancak net tek başına teşhis değildir.
Aynı neti yapan iki öğrencinin ihtiyaçları tamamen farklı olabilir.
15 Net Yapan Öğrenci Ne Yapmalı?
Önce 15 netin neden oluştuğu incelenmelidir.
Öğrencinin ciddi konu eksikleri varsa konu öğrenme önemli yer tutmalıdır.
Fakat konuları bildiği hâlde süre nedeniyle 15 nette kalıyorsa daha fazla konu çalışmak problemi çözmeyebilir.
Bu nedenle net çalışma programını değil, analiz ihtiyacını başlatmalıdır.
25 Net Yapan Öğrenci Ne Yapmalı?
Yine aynı prensip geçerlidir.
Öğrencinin kayıpları:
belirli konularda yoğunlaşıyorsa hedefli konu çalışması,
yöntem seçimindeyse çeşitli sorular,
işlem hatalarındaysa işlem güvenilirliği,
süredeyse deneme ve zaman yönetimi
ön plana çıkabilir.
25 net yapan bütün öğrencilere aynı program verilmesi bu nedenle doğru değildir.
30 Net Üzerinde Konu Çalışılır mı?
Elbette.
Yüksek net yapmak bütün konuların kusursuz olduğu anlamına gelmez.
Ancak konu çalışması daha seçici hâle gelebilir.
Öğrencinin bütün konuyu baştan izlemesi yerine denemelerde ortaya çıkan dar eksikliklere dönmesi daha verimli olabilir.
Net yükseldikçe çalışma çoğu zaman genelden özele doğru ilerler.
Soru Bankası Bitirmek Hedef Olmalı mı?
Soru bankası bir araçtır.
Kitabın tamamını bitirmek öğrencide güçlü bir tamamlanma hissi oluşturabilir.
Fakat eğitimsel hedef kitabın son sayfasına ulaşmak değildir.
Öğrenci kitabın yarısını bilinçli biçimde çözüp eksiklerini kapatmış olabilir.
Başka bir öğrenci bütün kitabı bitirmiş fakat yanlışlarını incelememiş olabilir.
Bu nedenle soru bankasının değeri kaç sayfasının bittiğiyle değil, öğrencide neyi değiştirdiğiyle ölçülmelidir.
Aynı Konudan Kaç Soru Çözülmeli?
Herkes için geçerli tek sayı yoktur.
Öğrenci 20 sorudan sonra farklı biçimlerdeki soruları güvenilir biçimde çözebiliyorsa 100 soruya ihtiyaç olmayabilir.
Başka bir öğrenci 50 sorudan sonra hâlâ aynı kavram yanılgısını yaşıyorsa sayı artırmadan önce öğretim biçimini değiştirmek gerekebilir.
Soru sayısını belirleyen şey takvimde yazan hedef değil, öğrenmenin verdiği geri bildirimdir.
Yanlışlar Konu-Soru Dengesini Nasıl Belirler?
Yanlış analizi burada merkezî rol oynar.
Örneğin son üç denemede:
Bilgi eksikliği: 8 hata
Yöntem seçimi: 2 hata
varsa konu tarafına ağırlık vermek anlamlı olabilir.
Başka öğrencide:
Bilgi eksikliği: 1 hata
Yöntem seçimi: 7 hata
varsa daha fazla konu anlatımı izlemek yerine çeşitli problem durumlarıyla karşılaşmak daha yararlı olabilir.
Böylece çalışma oranı tahminle değil, hata profiliyle belirlenir.
Boş Sorular Bize Ne Söyler?
Boşların nedenleri de çalışma dengesini değiştirebilir.
Bilmediği için boş bırakıyorsa konu.
Bildiği hâlde başlayamıyorsa soru çeşitliliği.
Süre nedeniyle ulaşamıyorsa deneme ve zaman yönetimi.
Dolayısıyla:
“10 boşum var, konu çalışmalıyım.”
sonucu otomatik olarak doğru değildir.
Haftalık Program Nasıl Kurulabilir?
Programda konu ve soru birbirinden tamamen ayrılmamalıdır.
Örneğin öğrenci yeni bir konuyu öğrendiği gün temel sorular çözebilir.
Sonraki gün farklı soru biçimlerine geçebilir.
Hafta sonunda karma çalışma veya branş denemesiyle konuyu başka bilgiler arasında kullanıp kullanamadığını görebilir.
Sonuçlara göre bir sonraki haftanın ağırlığı değiştirilebilir.
Bu sistem programı sabit bir liste olmaktan çıkarıp geri bildirim döngüsüne dönüştürür.
Çalışma Programı Ne Zaman Değiştirilmeli?
Program öğrencinin ihtiyacına cevap vermediğinde.
Örneğin üç hafta boyunca çok fazla soru çözüldüğü hâlde aynı bilgi eksiklikleri devam ediyorsa konu tarafı yeniden değerlendirilmelidir.
Tersine, öğrenci haftalardır konu anlatımı izliyor fakat karma sorularda hâlâ başlayamıyorsa daha fazla bağımsız problem çözmeye geçilmelidir.
İyi program yalnızca uygulanabilen program değildir.
Öğrencinin verisine göre değişebilen programdır.
Öğretmenin Rolü Nedir?
Öğretmenin görevi yalnızca:
“Bu hafta 300 soru çöz.”
veya
“Bu konuyu tekrar izle.”
demek değildir.
Asıl değerli soru:
“Öğrencinin şu anda neye ihtiyacı var?”
olmalıdır.
Bunu anlamak için:
yanlışlar,
boşlar,
çözüm süresi,
öğrencinin düşünme biçimi,
konu bilgisi
birlikte değerlendirilmelidir.
Veli Soru Sayısına Odaklanmalı mı?
Soru sayısı çalışmanın düzenini takip etmek açısından kullanılabilir.
Ancak tek başarı ölçütüne dönüşmemelidir.
“Bugün kaç soru çözdün?”
yerine zaman zaman:
“Bugünkü çalışmada hangi eksik ortaya çıktı?”
sorusu daha fazla bilgi sağlayabilir.
Çünkü öğrenci gelişimi yalnızca çalışma hacmiyle değil, çalışmanın niteliğiyle oluşur.
Saruhan Kurs’ta Konu-Soru Dengesini Nasıl Kuruyoruz?
Saruhan Kurs’ta bütün öğrencilere aynı konu-soru oranını vermiyoruz.
Önce öğrencinin performansını inceliyoruz.
Bilgi eksikliği mi var?
Kavram yanılgısı mı?
Yöntemi mi seçemiyor?
İşlem hataları mı fazla?
Süre mi yetmiyor?
Birebir derslerde öğrencinin çözüm sürecini gözlemliyoruz.
Bilgi eksikliği varsa konuya dönüyoruz.
Bilgi mevcut fakat kullanım zayıfsa farklı soru biçimleri üzerinde çalışıyoruz.
Öğrenme güçlendikçe karma sorular ve denemelerle yeniden ölçüyoruz.
Sonuç değişmiyorsa programı yeniden düzenliyoruz.
Çünkü doğru çalışma programı, öğrenciye en fazla işi veren program değildir.
Öğrencinin gelişimini sınırlayan noktaya en doğru müdahaleyi yapan programdır.
Sık Sorulan Sorular
AYT matematikte konu mu çalışmalıyım, soru mu çözmeliyim?
İkisi de gereklidir. Hangisine daha fazla ağırlık verileceği öğrencinin bilgi düzeyi ve hata türüne göre belirlenmelidir.
Konuyu öğrendikten sonra kaç soru çözmeliyim?
Herkes için geçerli sabit bir sayı yoktur. Öğrencinin farklı soru biçimlerinde bilgiyi bağımsız kullanıp kullanamadığı daha anlamlı bir ölçüttür.
Çok soru çözmek AYT matematik netini artırır mı?
Doğru türde soruların analiz edilerek çözülmesi gelişimi destekleyebilir; yalnızca soru sayısını artırmak tek başına net artışını garanti etmez.
Konuyu biliyorum ama soru yapamıyorum. Ne yapmalıyım?
Soruyu tanıma ve yöntem seçme problemi olabilir. Farklı soru biçimleri üzerinde çalışmak ve çözüm sürecini analiz etmek yararlı olabilir.
Sadece soru çözerek AYT matematik öğrenilir mi?
Bazı güçlü öğrenciler belirli konularda bunu yapabilir; ancak temel kavramsal yapı eksikse yalnızca soru üzerinden ilerlemek yetersiz kalabilir.
Konu videolarını tekrar tekrar izlemek faydalı mı?
Gerçek bir bilgi eksikliği varsa faydalı olabilir. Ancak öğrenci konuyu biliyor fakat kullanamıyorsa daha fazla video yerine bağımsız soru çözümü gerekebilir.
AYT matematikte yüzde kaç konu, yüzde kaç soru olmalı?
Herkes için geçerli bilimsel bir oran yoktur. Oran öğrencinin öğrenme aşamasına ve performans verilerine göre değişmelidir.
Soru bankasını tamamen bitirmeli miyim?
Zorunlu değildir. Amaç kitabı tamamlamak değil, gerekli matematiksel becerileri geliştirmektir.
30 net üzerindeyken konu çalışmalı mıyım?
Denemelerde belirli bilgi veya kavram eksikleri ortaya çıkıyorsa evet. Ancak tekrarlar genellikle daha hedefli hâle gelebilir.
Denemeler konu çalışmasının yerini tutar mı?
Hayır. Deneme eksikleri görünür hâle getirebilir; fakat ortaya çıkan bilgi eksikliklerinin ayrıca öğrenilmesi gerekebilir.
Kısa Özet
• Konu çalışması ile soru çözümü birbirinin rakibi değildir.
• Konu bilgiyi, soru ise bilgiyi kullanma becerisini geliştirir.
• Çözümü anlamak ile bağımsız çözüm üretmek aynı değildir.
• Soru sayısını tek başarı ölçütü yapmayın.
• Her yanlışta bütün konuya baştan dönmeyin.
• Bilgi eksikliğinde konuya, kullanım probleminde çeşitli sorulara ağırlık verin.
• Sabit konu-soru oranlarını bütün öğrencilere uygulamayın.
• Yanlış ve boş analizlerini çalışma dengesini belirlemek için kullanın.
• Net yükseldikçe tekrarları daha hedefli hâle getirin.
• Programı öğrencinin verilerine göre güncelleyin.
Saruhan Hoca’nın Görüşü
Konu çalışmak ile soru çözmek arasında seçim yapmak, eğitimin iki tamamlayıcı parçasını birbirine rakip hâle getirmektir.
Bilgi olmadan problem çözmek güçleşir. Fakat bilginin varlığı da onun doğru zamanda kullanılabileceğini garanti etmez.
Bu nedenle bir öğrenciye yalnızca daha fazla konu veya daha fazla soru önermek, onun gerçek ihtiyacını görmeden verilen eksik bir cevap olabilir.
Doğru ölçüt çalışma türünün hangisinin daha üstün olduğu değildir.
Öğrencinin gelişimini şu anda neyin sınırladığıdır.
Bilgi eksikse bilgi güçlendirilir. Bilgi var fakat kullanılamıyorsa uygulama derinleştirilir. Sorun süre ise çalışma başka bir yöne çevrilir.
Eğitimde verim, herkese aynı oranı vermekten değil; doğru zamanda doğru öğrenme ihtiyacını görebilmekten doğar.
Yararlanılan Kaynaklar
• Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) – Ortaöğretim Matematik Dersi Öğretim Programı
• Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) – YKS/AYT yayımlanmış soru kitapçıkları ve sınav materyalleri
• National Research Council – Adding It Up: Helping Children Learn Mathematics – kavramsal anlama, işlemsel akıcılık ve stratejik yeterlik çerçevesi
• Roediger, H. L. & Karpicke, J. D. – öğrenmede geri getirme uygulaması üzerine çalışmalar
• Dunlosky, J. ve arkadaşları – etkili öğrenme tekniklerine ilişkin araştırma derlemesi
Kaynak notu: Eğitim araştırmaları bütün öğrenciler için sabit bir “% konu / % soru” oranı ortaya koymaz. Bu nedenle makaledeki yaklaşım öğrencinin performans verilerine göre değişen bir çalışma dengesi üzerine kurulmuştur.
İlgili Makaleler
• AYT Matematik Nasıl Çalışılır?
• AYT Matematik Netleri Neden Artmıyor?
• AYT Matematikte Süre Yetmiyor, Ne Yapmalıyım?
• AYT Matematik Denemesi Nasıl Analiz Edilir?
• AYT Matematikte Yanlış Sorular Nasıl Çalışılmalı?
• AYT Matematikte İşlem Hataları Nasıl Azaltılır?
• AYT Matematikte Zor Sorulara Ne Kadar Zaman Ayrılmalı?
Saruhan Kurs
Eğitim Özel İlgi İster.